Mustafa Kemal Hangi Şehirlere Gitti? 25 Yaşında, İzmir’de Yaşayan Genç Birinin Gözüyle
Yani… Mustafa Kemal’in hangi şehirlere gittiğini merak ediyorsanız, doğru yerdesiniz. Benim gibi İzmir’de yaşayan, 25 yaşında ve sürekli espri yapan biri olarak, bu soruyu düşündüğümde aklıma sadece bir şey geliyor: Mustafa Kemal, haritada nereye baksak orada iz bırakmış bir adam. Ama gelin, bu işi biraz da mizahi bir bakış açısıyla ele alalım. Çünkü her şeyin biraz daha eğlenceli olması gerektiğini düşünüyorum. Zaten normalde de sürekli düşünürüm ya, insanın kafası durmaz! Neyse, şu şehirler meselesine bir bakalım.
Mustafa Kemal’in İzmir Ziyareti: Ama Bu Sefer Farklı!
Beni tanıyorsanız, İzmir’e olan sevgimi az çok biliyorsunuzdur. Her gün saat başı, “İzmir’i seviyorum!” diye bağıracak kadar, İzmir’i seven biri olmamın bir sonucu olarak, bu şehri anlatmaya girişiyorum. Bir gün bir arkadaşım bana, “Ya Mustafa Kemal, İzmir’e ne zaman gelmiş?” diye soruyor. Hemen cevabı yapıştırıyorum:
– İzmir, Mustafa Kemal için zaten bir merkezdi. Zaten İzmir’i sevmesi lazım, bence o da benim gibi her sabah o meşhur ‘İzmir Marşı’na uyanıyordu.
Arkadaşım şaşkın bir şekilde bakıyor: “Vallahi bu kadar da espri yeteneğin olmasaydı, seni zaten hiç çekilmez biri sanırdım.” Ama ne yapayım, insan bazen içindeki komedi ruhunu dışarıya salmak zorunda kalır. Mustafa Kemal’in İzmir’e gelmesi, hem tarihi hem de kişisel olarak önemli bir olay. Çünkü İzmir, Kurtuluş Savaşı’nın en önemli sahnelerinden biriydi. İzmir’de, 9 Eylül 1922’de işgalci güçlerin son kalıntıları temizlenmişti. Bu zaferin, hem şehir hem de Türkiye için özel bir anlamı vardı.
Ve işte o gün, birinin “Mustafa Kemal, İzmir’e geldi mi?” diye sorması üzerine, şehri sevdiğimi anımsayarak, şunları söyleyebilirim:
– Şehir gerçekten Mustafa Kemal için çok önemliydi. 1922’de işgalci güçlerin İzmir’den atılmasından sonra, onu selamlamak için İzmir halkı alana döküldü. Yani İzmir, sadece bir şehir değil, aynı zamanda bir devrimci birliğin simgesiydi.
Ankara’da Bir Akşam Yemeği: Mustafa Kemal ve Şehirler Arası Bir Ziyaret
Beni tanıyan biri, şehirlere dair bazen düşündüklerimi biliyor. İşte böyle bir akşam, bir arkadaşım “Ankara’yı sevdin mi Mustafa Kemal?” diye soruyor. Cevap veriyorum:
– Hem de nasıl! Ankara, Mustafa Kemal’in en önemli dönüm noktalarından biriydi. Hem Kurtuluş Savaşı’na liderlik etmek hem de Cumhuriyet’i ilan etmek için, tam anlamıyla doğru yerdi. Birinin de “İyi ama orada ne kadar eğlenceli olabilir ki?” dediğini duyduğumda, şehri “kuru” olarak görmek çok yanlış olurdu.
İçimden de ekliyorum: “Ayrıca bir İzmirli olarak, Ankara’da ‘kış gelmiş, biz de üşüyoruz’ temalı muhabbetler çok ilgimi çekti.” Mustafa Kemal’in 13 Ekim 1923’te Cumhuriyet’i ilan ettiği bu şehirde, o günden bugüne bir şeyler değişmiş olabilir ama ne olursa olsun, Ankara’nın köklü bir tarihi olduğunu göz ardı edemeyiz. Sadece bir İstanbul veya İzmir kadar canlı ve sıcak olmasa da, en azından bir İstanbul’a gidip gelmeyi seven biri olarak, orada ne kadar ciddi olursa olsun eğlenebileceğini çok iyi bilirim!
İstanbul: Burada, Orada Her Yerde Mustafa Kemal
Bir arkadaşım, “İstanbul’a gitmişti ama İstanbul’a nasıl gitti?” diye soruyor. “İstanbul’a nasıl gitmiş?” diyorum, gözlerim yuvarlanarak.
– Mustafa Kemal, İstanbul’a zaten çok gidip gelmişti. Kurtuluş Savaşı sürecinde, İstanbul’un işgali ve işgal altındaki havası, Mustafa Kemal için büyük bir uyanıştı. Aslında İstanbul, bir anlamda onun gelişiminin ilk adımlarını atmaya başladığı yerlerden biriydi.
“Peki ama tam olarak nerelere gitmiş?” diye soruyor. İşte bu noktada esprili bir dille cevap veriyorum:
– Bence, Sultanahmet Meydanı’ndan bir kahve içmeye gitmiştir, oradaki manzara harika olurdu. Hem İstanbul’daki eski yapıların arasına dalıp, “Keşke o zamanlar da şunları keşfetseydim,” demiştir.
Ve gözlerim bir anda parlıyor. “Ya da Taksim Meydanı’nda bir kafede otururken, ‘Burada çok kalabalık ama bir anlamda sakin,’ demiştir.” O anı biraz hayal ediyorum ve birden kafamda bir komik sahne canlanıyor. Taksim’de Mustafa Kemal, kalabalığı izliyor ama bir yanda aklında, “Bu kadar insan, bu kadar kaos… Yine de düzgün işler yapıyoruz,” diye düşünüyor.
İç Ses: “Dur, Nereye Gidiyorsun?”
Bir bakıyorum, aklım gitgide dağılmaya başlıyor. Mustafa Kemal’i ve şehirlerini düşünürken, yine dönüp dönüp içimden “Dur, nereye gidiyorsun?” diye soruyorum. Hayat, bazen hiç de dümdüz bir yol değil. Biraz bu şehirlerin her birine eğlenceli bakmak gerekiyor. Kim bilir belki Mustafa Kemal de, İstanbul’un en yoğun zamanlarında Taksim’de yürürken bir an için kafasını dinlemeye çalışıyordur. “Ne oldu, ne oluyor?” diye soruyordur.
Her zaman böyle şeyler düşündüğümde kendimi bir dakika için ciddi ciddi sorguluyorum, ama sonra kendime, “Ya işte, o da insan. Neden her şey o kadar ciddi olsun ki?” diyorum.
Mustafa Kemal’in Hayatındaki En Büyük ‘Yolculuk’
Hangi şehirlere gittiği gerçekten önemli olsa da, bence daha önemli olan şey, bu yolculuğun neyi temsil ettiğidir. Mustafa Kemal’in sadece gezdiği şehirler değil, bu şehirlerde yaptığı devrimci hareketler, onun kişisel yolculuğunun esas göstergesidir. Yani bir şehirde çok gezmekle, o şehirde gerçek bir iz bırakmak, her zaman farklıdır.
Sonuç olarak, Mustafa Kemal’in hangi şehirlere gittiğini sorgularken, bu şehirlerde ne yaptığını, ne izler bıraktığını düşünmek, bence en değerli olandır. Çünkü Mustafa Kemal sadece şehirler arasında değil, fikirler arasında da bir yolculuk yapmıştır.
Hadi bakalım, bu yazıyı bitirirken tekrar İzmir’e dönelim. Bir gün bir arkadaşımın bana, “Sen gerçekten İzmir’de yaşıyor musun, yoksa Mustafa Kemal’in izinde misin?” diye sorması üzerine, içimden “Belki de ikisi bir arada,” diye düşünmeden edemedim.